|
|
GüzeL Bir Hikaye
|
|
Ve hayatın devam ettiğine dair bütün söylem ve söylentiler. Aldatmanın en önemli bahanesi bunlar değil midir?
Bu araştırma; aşk acılarını biraz olsun hafifletebilmek, aşkı daha iyi anlayabilmek için yapıldı...
Derin'den...Gerçek aşk var mıdır? Varsa, ne amaca hizmet eder.
Alıntı:
Bu sorunun cevabını kimse net olarak vermeyecektir, evet aşk vardır belki, ama
gerçek aşk. Açıkçası ben inanmıyorum, aşkın gerçekliğine, kalıcılığına, saflığına ya da bu tip zırvalıklarına. İki insan birbirini ne kadar çok severse sevsin, kimse karşısındakine ölene dek sadık kalamıyor. Bahsettiğimiz gerçek aşksa, ki öyle, en sıradan bir göz süzmeyi bile taşıyamaz bünyesinde. Eee hangimiz yakışıklı bir adam gördüğümüzde gözlerimizle yemiyoruz ki? Hadi o esnada tok numarasına yatıp almadık, adam gelip de ne kadar güzel bir bayan olduğumuzu söyleyese tersleyebilecek miyiz? Bir bakmışız ki, adamla inceden inceye flört durumları. Tabii sadece 10 dakika belki daha da az ama son derece masumane. Yani kıssadan hisse gerçek aşk kaldıramaz böyle durumları, o zaman gerçek aşk olmaz.
Şimdi gelelim hikayeme. Seneler önce çok yakışıklı bir genç tanıdım. O istedi benimle tanışmayı. Her şeye rağmen iyi ki de istedi. Onunla yıllarımı paylaştım ve kimseyi sevemeyeceğim kadar da sevdim. O varken yok gibiydi, yanımda başka birinin varlığı olduğunu bile unutuyordum. Çok zaman oldu, çünkü biz tektik. O başka biri gibi asla olamazdı. Başkaları gibi üzmezdi beni, en ufak sitemine kırılırım diye içine atardı dertlerini, üzülürüm diye ağlamayamazdı bile. Beni ölünceye dek seveceğine söz verdi, bana bir insanı sevmenin ne kadar güzel olduğunu öğretti. Ayrı şehirlerde okumamıza rağmen senenin 6 ayını benim yanımda benim evimde geçirdi. Hiçbir şey yapmadan, her gün benim okuldan gelmemi bekledi sadece. Bir gün bile sıkıldım dediğini duymamışımdır ya da bensiz çıkmak istediğini.
Çok düşündüm, "Acaba ne yaptım da bana bu kadar bağlandı" diye, kendisine de sormadım, biz birbirimize böyle sorular sormazdık hiç. "Hangimiz daha çok seviyor geyiğimiz" de olmadı ya da "biz ileride ne olacağız" durumları. Tanıştığımız gün aslında birbirimize söylemesek de, evlenmeye karar vermiştik. Çok sevdim anlayabiliyor musunuz? Onu annesinden bile çok sevdim. Yaşadığımız kentte sevdamıza şahit olmayan kimse kalmamıştır herhalde. Koskoca stadın tıklım tıkış dolu olduğu bir anda seyircilerin arasından fırlayıp mikrofonu solistin elinden kapan bir aşık sizce ne yapar? Evet tahmin ettiğiniz şeyi yapar, bir de ukalalık edip "Ben de seni seviyorum" diye haykırır. Seneler geçti, birbirimizi hep sevdik. Onun sevgisinin, ilgisinin azaldığını hissetmedim hiç. Sadece bir yaz...
Bir yaz ailemle yazlığımıza gittim, bir hafta sonra da o gelecekti. Ama işlerini halledemediğinden gelemedi bir türlü, çok bunalmıştı, tatil yapamıyordu. Seneler sonra ilk defa kavgalar başladı, güvensizlikler, hakaretler. Ve bir gün alyansımı kaybettiğimi ona söylediğimde sinirden bağırıpı çağırdı. Bana, en sevdiğine, kıyamadığına... Telefonlarımı cevaplamamaya baladı ve o gün kalkıp bulunduğu kente gittim. Ne arkadaşı açıyordu telefonunu, ne de o. Her zaman birlikte gittiğimiz cafeye gittim. (Ayrı hiç gitmemiştik oraya, sadece ikimiz birlikteyken gideceğimize söz vermiştik, orası bizimdi çünkü. İlk tanıştığımız sene her gün oraya giderdik, ne güzel günlerdi...) Ve gördüm onu, iki kız, üç erkek oturuyorlardı . Beni görünce dondu, öylece kalakaldı ve ben gidene kadar da hareket edemedi. Kızları tanıyordum ama yine de bir tanesine güvenmiyordum, zaten hissediyordum birtakım şeyler. Telefonda konuşurken öteki telefonu çalıyor, arkadaşları imalı sözler ediyor. Bir keresinde şüphelerimi söyledim ve ağır bir azar işittim. Böyle bir şeyi ona nasıl sorabilirmişim? Aman tanrım bu benim sevdiğim adam mıydı?
Akşam konuştuk, rastlaştıklarını söyledi. Alyans olayına kızgın olduğu için açmamış telefonunu, ama kızlardan biri benim suratıma bakamadı. Ne demekti bu, üstüne düşenmeye değer miydi? Bundan çıkarmam gereken bir sonuç var mıydı? Ve ben ne yaptım biliyor musunuz, ona inandım.
Bunalmıştı, ben orada tatil yaparken, o bu iğrenç kentte yapayalnız kalmıştı. O gece çok sarıldı, sımsıkı. Bilemezsiniz. .. Aradan 10 gün geçti, işleri yoluna koyduk, beraber gittik yazlığa. Aslında hiç adetim değilken, ilk defa mesajlarını okumaya karar verdim, sanırım Tanrı beni seviyor. Gitmeyenler kutusunda bir mesaj. "Kesin bana yollayacaktı" dedim içimden, başka kimle mesajlaşıyor ki...
Okudum... Ne yapmalıydım şimdi? Ağzımdan çıkan ilk kelime ne olmalıydı? Ağlayacak mıydım, kovacak mıydı, bağırıp çağıracak mıydım? Ne yapacaktım, inanır mısınız, mesajı sadece bir kez okuyabildim ve hafızamdan iki dakikaya kadar silindi. Şok dedikleri bu olsa gerek. Mesajda hatırladığım tek bir cümle var: "Eski sevgilin sevdiğim bir arkadaşım, bunu ona yapamam." Eee peki ben ne olmuştum, ben kimdin onun hayatında? Bu iğrençliği ben hak ediyor muydum, bana yapabilir miydi?
Sordum... Mesajını okuduğumu anlayınca yüzünü yastığa gömdü, "Yattım onunla" dedi. Birkaç arkadaş bize geleceklerdi, kapıyı açtığımda o da vardı, "git" diyemezdim. Çok içmişim, kız yatağa geldi.
"Tamam" dedim anlatma. Yıkılmış görünüyordu, durmadan ağlıyordu, valizini hazırlamaya başladı, ama tansiyonu düşmüştü, bayılmak üzereydi. Beni hak etmediğini söylüyordu sürekli. Bense dinleyemiyordum bile. Dünya başıma yıkılmıştı, inandığım tüm değerler kaybolmuştu bir anda, hayatımda son şiddetiyle bir deprem meydana gelmişti, bense enkazın altında öylece yatmış bağıramıyordum bile. Hayatta olduğumu gösteren tek işaret yanağıma akan göz yaşlarıydı. Senelerini verdiğin adam evlenmenize iki ay kala seni aldatsın ve sen bunu herkesten sonra öğren.
Gidiyordu işte, bir hata yapmıştı ve diyetini ikimiz de ağır ödeyecektik. Ama ben hazır değildim, hem yüzleşmeliydi, yok öyle kolay değildi işte. Bütün sorularıma cevap verecek, o yaraları da açtığı gibi kapamasını bilecekti. Kendimi ikna etmeliydim hala çok seviyordu beni, bensiz yapamayacaktı . Perişan halde yok olup gidecekti.
Kalması için uğraştım, ikna oldu, ikimiz de birbirimizin yaralarını sardık. Utanıyordu, gözlerime bakamadı bir müddet, elimi tutamadı. İkimizin de yardıma ihtiyacı vardı. Birbirimize yardım ettik. Sanki bizi üzenler başkalarıymış gibi birbirimizin omuzunda ağladık. Ve bir gün ona sordum, "mesajda niye öyle yazdın" diye. Kadının başka hiçbir bahaneyi kabul etmediğini söyledi, "ikinci kadın olmaya razıyım, yeter ki benimle ol" demiş. Halbuki evli bile değildik o zaman.
Onu affettim, tanıdığım herkes doğru bir karar verdiğimi düşünüyor. Ben de öyle, şimdi evliyiz olayın üzeriden 4 koca sene geçti. Her şey eski halinde artık. Ama gördüğünüz gibi gerçek aşk yok maalesef. Aşk, gerçek, yalan dinlemiyor.
aLıntı
+*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*++*¨^¨*+
|