
|
||||||
| Bu Bölümlerimizi İncelediniz mi ?: |
Şimdi ÜCRETSİZ Üye Ol!
|
AKIL, En Büyük Nİmettir....
Dini Paylaşım
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | |||
|
GüL BaHçEsİ
![]() 05 Mayıs 2008
ElazıĞ
:
![]()
Ruh hali:
![]()
Ettiği Teşekkür: 1,100
683 Mesajına 1,006 Kere Teşekkür Edlidi
Tepki Sayısı: 1
2 Mesajına 3 Kere Tepki Gösterildi Tecrübe Puanı: 1516
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İnsanın diğer varlıklardan ayırd edilen en bariz vasfı,akıl nimetine sahip olmasıdır.
Bu nimetin verilmesinin en temel sebebi,kendisi ve kainat üzerinde iyice tefekkür edip,ibret almasıdır. Akıl nimetini sahip olmak,mükellef/sorumlu olmanın da ön koşuludur.Ve akıl tefekkürün en büyük aracıdır. İnsanın kendini ,kainatı ,varlık alemini sorgulaması,Allah’ın onu akıl nimetiyle yücelttiği ,yaratılışıyla birlikte var ettiğinin en büyük delilidir.Bundan ötürüdür ki insanlık medeniyeti bu enbüyük nimeti,yaratılış gayesine uygun olarak kullanmalarıyla elde etmişlerdir.O bir mihenk taşıdır.Doğruyla-eğriyi,iyiyle kötüyü,hakla batılı ayıran bir mihenk. Peki hal böyle iken,neden insanlar hep farklı"doğrular"la,farklı güzelliklerle birbirleriyle dalaşmakta/mücadele etmektedirler.Neden birbiriyle çelişen"hak"lar,"gerçekler" insanları peşlerinden sürüklemektedir?Değil midir ki,aynı fıtratla,aynı güzellikle birlikte var olmuşlardır.Öyleyse sorunun nedeni nedir? İnsanların akıl nimetine karşı tutumları kanımca bu farklılıkların gerekçesidir. Temelde insanların "akıl"a karşı iki yanlış tutumu/yaklaşımı vardır: Birinci kısıma girenler,aklı çalıştırmayanlardır.onlar akla değer vermezler,aklı kainatı sorma/sorgulama amacıyla kullanmazlar,Allah’ın ayetleri üzerinde tefekkür etmezler.i en büyük ayet,insanın bizatihi kendisidir,varlığı ve yaratılışındaki inceliktir. İkinci kısma girenlerse,aklı adeta putlaştırırcasına herşeyin,her olayın karar verme makamı,makarrı yaparlar.Akla güvenleri tam ve sonsuzdur.Onlara göre akıl neyi güzel görüyorsa o güzeldir.Neyi çirkin görüyorsa o çirkindir. Bu ikinci gruba girenler akla açık çek verdiklerinden,insan olmanın getirdiği,nefis ve etki altında kalma gibi amilleri unuturlar.Herşeyi çözecekleri iddiasındadırlar.Hatat Yaratıcıyı da,Onun elçilerini de bir bakıma devre dışı bırakırlar. Bundan ötürü dinin özüne aykırı bid’atler peyda olmuş,dalalet yaygınlaşmış,fitne hayat bulup,ümmetin birliği darmadağın olmuştur. Aslında son saydıklarımızın nedeni,her ne kadar sahibi akıl diyerek peşinden savrulduğu en büyük nimet sansa da,Yaratıcının heva ve heves dediği yanıltıcı hisleridir. Kur’an’ın bu ve benzeri yaklaştımlar için uygun gördüğü i tanım "heva ve heves putlaştrması"dır..Kur’an-ı Kerimde inkarcılar hakkında yapılan değerlendirmede akıllarını kullandıkları için kınanma olayı söz konusu değildir.Tam tersine akıllarını kullanmamalarının sonucudur kınanma olayı. Şimdi tüm bunlardan sonra,bu iki farklı ve eksik yaklaşımı bir kenara bırakıp,vasat bir ümmet olarak vasfedilen İslam ümmetinin takip edeceği metoda,aklı kullanma usülüne gelelim.Bu yaklaşım sağlıklı bir yaklaşım,olması gereken,terkinde sıkıntı ve ayrılık doğuran bir yaklaşımdır.. Ayetler üzerinde düşünmek,eşya arasında karşılaştırma yapmak,.bun u yaparken sadece akla dayanmamak.Onu gerçek konumunun üzerine çıkarmammak. Allah ve elçisinin ferman buyurduğu konuda susmak,onların önüne geçirmemek.Çünkü Ne kitapta,ne de sağlam/sahih sünnette akla karşıt,onla çelişen bir hüküm yoktur.Çünkü,Yaratıcının hükümleri,yarattığı varlıktaki "salim akıl"la çatışmaz..Böyle bir iddia hem tutarsız hem de geçersizdir. Üstelik bazı konular vardır ki,aklın hiç görmediği için muhakeme ve kıyas yapma imkanı yoktur.Dini literatüre "gayb"olarak geçen hususlarda,inacın gereği "teslimiyet"tir.Zaten İslam da,teslim olmak değil midir?Kur’an-ı Kerim bu gerçeği şu beliğ ifadelerle ortaya koymuştur: "Aralarında hükmetmek üzere Allah ve Rasulüne davet olunduklarında mü’minlerin sözleri ancak"işittik ve itaaat ettik "demektir.İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir."(Nur;51) Hazreti Ömerr’n Hacerü’l-Esved’i öperken kullandığı cümleler ne kadar da manidardır. "Gerçekten de ben senin hiçbir zarar ve faydası olmayan bir taş olduğunu çok iyi biliyorum.eğer Rasulullah(s.a.v)i seni öperken görmüş olmasaydım,ben de seni öpmezdim!" Peki nasıl oluyor da ,birileri akıllarıyla din arasında bir çelişki vehmedebiliyorlar? Bu sorunun cevabı aslında çok basittir.Dinle çatışan aklı,bozuk akıldır,gayri salim bir akıldır. Her insanın akli seviyesi farklıdır,anlama kabiliyeti farklıdır.Neticede akıl,bilgi ve tecrübesiyle karar verir. Akıl gayb denilen şeyleri tam manasıyla kavraymaz.Herşeyi idrak edemez. Aklı dinin kaynaklarının önüne koymak,dinin kaynakları ile insanlar arasına duvar örmek,onların kadr ü kıymetini aşağılamaktır. Aklı dinin kaynaklarının önüne koymak,dine tam teslimiyeti gerçekleştirmemek demektir.. Sorunların çözümü,sorunların nedenini ortadan kaldırmaktan geçmektedir.Aksi halde sözde kalan,ama hakikatte yok olan "sanal"bir inançtır arda kalan. "Onlar ki,kendilerine gelmiş bir delil olmadan,Allahın ayetleri hakkında tartışırlar.Allah katında da,inanalar katında da buna öfke oldukça büyüktür.Allah,büyüklük taslayan her zorbanın kalbini işte böyle mühürler"(Mü’min;35 İşittik,itaat ettik! Bizi bağışla ey Rabbimiz.Dönüş sanadır. |
|||
İmzam![]() |
|
| akasya Kullanıcısına bu mesajı için teşekkür eden üyeler: |
KUTUKSELIM (30-05-2008)
|
![]() |
Konudaki Cevap Sayısı: 1 Konunun devamını görebilmeniz İçin Üye olmanız gerekmektedir Lütfen Üyelik İçin tıklayınız.. |
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Büyük aşk bitti | TuaNa | Moda ve Magazin Gündemi | 3 | 23-06-2008 00:42 |
| Dünyanın En Büyük İneği | TuaNa | Hayvanlar Alemi | 9 | 17-05-2008 14:12 |
| Büyük aşk bitti! | Nur | Arşiv | 1 | 16-03-2008 21:25 |
| Büyük Zafer | TuaNa | Türk Tarihi | 0 | 06-03-2008 23:21 |
WEZ Format +3. Şuan Saat: 09:34.































Normal


