Tüm kapılar korkuya açılıyor, içimdeki karanlık bahçede.
Issızlık bile yalnız kalmaktan sıkılmış durumda, kedi yavrularının iskeletleri sallanıyor kaburgalarımdan, boşluğun fısıltılarıyla.
Gülümsemelerin arkasında taşınan, soğuk ve ölü şeylerin bahçesi burası.Çoktan ölmüş çiçeklerin hayali kokularıyla avutuyorum kendimi, birşeylerin iyi olacağına inanmaya çalışarak.
Benden ne kadar nefret ettiğini söyleyen kendimi dinlememeye çalışıyorum.Tüm kapılar kilitli şimdi, içimden kaçmaktan korkuyorum.Yumuşacık beyaz bulutların bir yerlerde beni beklediğine inanıyorum, ya da cesetlerle ve geçmişin hayaletleriyle içinde yaşadığım kendimden, beni kurtaracak güzel ve gerçek olmayan birşeyler.
Sadece parmaklarımdan akan harfler benim sesimi duyabilir, içinde boğulduğum harfler, gerçek olmayan sesler,
sesler, sesler,sesler..
Karanlık dışarıda değil, tüm gökyüzünü yuttum ve içimde kocaman parlayan ay bile ,
yuttuğum gecenin gölgelerinin içimi kemirmesini engelleyemeyecek, kulağımın bile benimle dalga geçtiği sesler,
içimi kemirecek, sesleri duyacağım.Boş koridorlardaki ayak seslerini, boşluğun nefes alışlarını ve içimdeki gölgelerin uğursuz fısıltılarını..
İçim masmavi , tüm denizi yutmuşum gibi..
Bileklerimi yakan, iyiyleştirici tuzlu su, içinde boğulduğum, ve suya dalarak, kendi çığılıklarıma sığınarak duymamaya çalıştığım sesler...