Forum Sevdam
Nickiniz
Şifreniz
Sponsor Linkler

Hediyeler    Anasayfa    Gruplar    Etiketler    Blog    Yardım    İletişim
Forumdan En İyi Şekilde Faydalanmak İçin KAYIT Olmanız Gerekmektedir.    

Geri git   Forum Sevdam > Genel Kültür > Biyografi > Siyaset Politika

Bu Bölümlerimizi İncelediniz mi ?:
Şimdi ÜCRETSİZ Üye Ol!
Forumumuza kaydınız bulunmamaktadır. Hızlı ve Ücretsiz olarak forumumuza aşağıdaki formu doldurarak üye olabilirsiniz.

Üye adı: Şifre: Şifre Onay: E-posta: E-posta Onay:
Doğum Gününüz:     Cinsiyet:    
Grafik Doğrulaması
  Forum kuralları kabul ediyorum. 


Kara Fatma

Siyaset Politika


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 26-02-2008, 03:21   #1
Herşey YaLan ! Tek Gerçek Var Oda Kadehim.

11 Oca 2008
İstanbuL
:
Yaş: 27
Ruh hali:
Ettiği Teşekkür: 2,117
860 Mesajına 1,548 Kere Teşekkür Edlidi
Tepki Sayısı: 7
54 Mesajına 62 Kere Tepki Gösterildi
 
Tecrübe Puanı: 10000
KubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond reputeKubiLay has a reputation beyond repute
 KubiLay isimli Üye şimdilik offline konumundadırOffline  



Standart Kara Fatma


Milli Mücadele'nin bayraklaşan kahramanı: KARA FATMA


Doksanüç Harbi denilen Türk-Rus Savaşı vesilesiyle temayüz eden ve Kara Fatma ünvanı taşıyan kadınlardan ilki, bir aşŒret reisinin kızı idi. Genç yaşında etrafına kendisi gibi mücadeleci kadınları toplayarak adeta gönüllü bir alay teşkil etmişti. Onları disiplinli bir ordu efradı gibi sevk ve idare ediyordu.

"Kadınlar Dünyası" isimli gazetenin 20 Temmuz 1913 tarihli ve 100-1 numaralı sayısında bu muhterem validemiz hakkında şu bilgi verilmiştir.

"Kara Fatma, Malatya'ya bağlı Aladağlı'dır. Zayıf, orta boylu ve esmer, gözleri ve kaşları siyahtır. Elbisesi, erkek elbiselerinin aynıdır. Entari yerine geniş bir şalvar, ceket yerine ise "sarka" tabir olunan bir tür cepken giyerdi. Sesi erkek sesi gibi gür ve sertti. Yüzünü örtmez fakat, saçlarını boynuna dolar; başının, yüz kısmı dışında bütün kısımlarını "Leçel" denilen beyaz bir bezle kat kat sararak örterdi. Maiyeti üzerinde son derece nüfuza malik olup İbo namındaki danışmanı dahi Kara Fatma'nın hışım ve heybetinden ürperirdi. Lakin , cengaver olduğu nisbette yumuşaktı ancak, şefkati lüzumundan fazla değildi. Kara Fatma, tarihen sabit olan en mühim ve parlak zaferlerini Rusya Muharebesi hengamında göstermişti.

Ölümden korkmayan kahraman

Rus orduları Erzurum'u işgal ettiği esnada Kara Fatma, Aziziye Tabyası'nda maiyetindeki üç-dört bin cengaverle birlikte savaşmıştır. Bu büyük Müslüman-Türk annesi, askerin içeceğini, yiyeceğini hazırlar, yaralıları tedavi eder, omuzlarında yararlı askerleri hastaneye taşırdı. Düşman, Aziziye Tabyası'nın her s–retle müdafaasında gösterilen metanet ve şiddetin bertaraf edilmeyeceğini anlayınca hŒleye müracaat ederek bir gece yarısı askerlerimizin koğuşu yakınına sokmuş olduğu bir nefere, bir tüfek attırıp koğuşun lambasını söndürtmüş... Askerlerimiz kendilerini düşmanın bastığını zannederek rastgele, ateş etmiş ve birbirlerini sabaha kadar katlettikten sonra düşman kolaylıkla tabyayı zabtetmişti. Bu korkunç hile ve sarsıntımızdan son derece müteessir olan Kara Fatma, hemen Erzurum içlerine girmiş ve topladığı erkek, kadın, genç, ihtiyar birçok vatandaşı tüfek bulamayanları evlerden buldurduğu balta, satır ve kılıçlarla silahlandırıp Aziziye Tabyası'na yönlendirmiş gülle, kurşun yağmurları aldırmaksızın taarruz etmiştir. Yüzlercesi şehit olduğu halde ölümden asla yüz çevirmemiş ve tabyanın hendeklerini düşmanın leşleriyle doldurarak Aziziye Tabyası'nın kurtarılmasına muvaffak olmuştur."Meşhur Sivastopol Destanı'nda Kara Fatma'dan şöyle bahsedilir:

Sivastopol Destanı'nda Kara Fatma

Beş altı gün sonra geldi
Kara Fatma-i gazi
Nisalar kahramanı, şeref-razı

Beş altı yüz kişiyle geldi o an,
Kamusu hep süvari-i namdaran.

Onların namı var Türkmen ilinde
Kılıç belinde, kargı yollarında.

Onlar çok kırdı düşman, döktü kanın
Şehid oldu karındaşı nisanun.

O hatun kendi dahi yaralandı
Onuldu yarası hoş varlandı.

Ömer paşa olup Şumn–da kaim
Onlara gönderir cephane daim.

Kara Fatma bu harpte yüz bin kişilik düşman ordusunun karşısında geceli gündüzlü harbederek Türk ordusunun en ileri hatlarına kadar giderek askere cesaret aşılamıştı. Bu harpte bir ara yaralanmış ve kardeşini kaybetmişti. Kahramanlığı yabancı eserlere de geçmiştir. Allah şefaatinden mahrum eylemesin

Kara Fatmalar tükenmez

Kuva-yı Milliye'nin Kara Fatma namlı kadın kahramanlarından bir diğeri, Batı Anaddolu'da Yunanlılara karşı mücadele eden ve ilk Kuva-yı Milliye hareketinin mimarı Mustafa Kemal Atatürk'ün de liyakatini kazanan Kara Fatma'dır. Memleketin kara günlerinde, bütün kadınlığı gönülden temsil eden, vatan için, istiklal için dövüşen ve adı sık sık gündeme gelen Kara Fatma, bizim endişeli günlerimizin sayılı kahramanlarından, kadınlarımızın en saygıya değerlerindendir...

Ölünceye kadar sırtında muharebe zamanlarında giydiği elbisesinin bir benzeri ve göğsünde taşıdığı "İstiklal Madalyası" ile çok kere cadde ve sokaklarda gelip geçenlerin dikkatini çeken bu kahraman Türk anası, kendisine bağlanan maaşı, bir hayır cemiyetine bağlamış olduğundan hayatının son yıllarını, kendi uhdesinde kalan yetim torunları ile birlikte fakr-u zar–ret içinde geçirmiştir.

Hakikaten, Milli Mücadele döneminin birçok erkek kahramanı kadar şöhret yapmış ve hizmet etmiş bulanan Kara Fatma, son yıllara kadar muammer olmuş ve hakkında basında muhtelif vesilelerle pek çok neşriyat yapılmıştır.

"Muharebe bana düğün gelir"

Memleketi tehlikede gören bu genç kadın, şahsŒ arzularının verdiği bir ıstırabı olmadan, İşgal Kuvvetleri'nin sıkıcı karanlığına dayanamıyor. "Kadın isem de, Türk değil miyim?" diyerek İstanbul'dan kah yürüyerek, kah ata binerek dolu dizgin, ancak gençlik ve memleket aşkının verdiği cesaretle Sivas'a geliyor ve Mustafa Kemal'in karşısına çıkarak:

"-Bütün millet, vatanın kurtarılmasını bekliyor, işte ben de kadın halimle geldim ! İş göster. Emret !" diyordu.

Samimi ve içten gelen bu sözler Mustafa Kemal'in gözünden kaçmıyor:

"-Peki ama ne iş görebilirsin? Silah kullanır mısın? Ata biner misin? Harpten ateşten korkmaz mısın?"

"-Ata binerim, silah kullanırım, muharebe bana düğün gelir" cevaplarını veren Kara Fatma'ya hayran kalan Mustafa Kemal, "Şu dakikada bütün kadınlarımız senin gibi olsalardı Kara Fatma !" diyor ve bu s–retle Fatma Hanım, "Kara Fatma" lakabını almış oluyor.

Mustafa Kemal'den aldığı emir ve tavsiyelerle İstanbul'a gelen Kara Fatma 15 kişilik vatansever genci etrafına topluyor, buradan Kocaeli'ne geçiyorlar. Köylerde vaziyeti asla belli etmeden tam bir teşkilat kurmayı başarıyor ve Geyve'de cephe tutuyor. Halid Bey Kumandası'nda bir yıl çalışıyor, çarpışıyor ve bu sırada ilk defa yaralanıyor. Teşkilat lağvedilince orduya çavuş olarak giriyor. Birçok korkulu savaşlarda orduya, istiklale büyük hizmetler eden Kara Fatma'nın bu zaferlerden tek nişanesi aldığı bir yara ile kırmızı kurdelalı bir harp madalyası ona gurur ve iftihar veriyor.

Kuva-yı Milliye'nin hadimi

Kendisi, Kuva-yı Milliye devresindeki hizmet ve faaliyetlerini bir gazeteciye aşağıdaki şekilde hulasa etmiştir:

"-İzmit, Adapazarı, Düzce ve civarına Yunanlılar sık sık baskınlar yapıyordu. Bir gün kumandan Halid Bey beni çağırdı ve şunu söyledi:

"-Fatma Hanım, senin bugüne kadar yaptıklarından çok memnunum, sana kaymakamlık vereceğim."

Halid Bey'in bu sözlerinden anlamıştım ki; bana gene mühim bir iş verecek.

Şu emri verdi.

"-Şimdi adamlarını alıp İznik'e gideceksin!"

"-Ama ben on beş gün önce orada idim."

"-Gene gideceksin, orada bulun, işlerin var."

Emir, emirdi. Derhal hazırlandım, atlarımıza atladık, dağlardan bayırlardan dolu dizgin koşturuyorduk.

Yolda nefes nefese iki köylüye rastladık. Bizi görünce:

"-Aman" dediler, "imdada gelin, köyümüzü bastılar, hepimizi öldürecekler."

"-Kimler bastı, köyünüzü?"

"-Kimler olacak, gavurlar."

Öyle günler yaşıyorduk ki; kimseye inanmak caiz de değildi hani. Bu, düşmanın bir oyunu olabilirdi, nitekim bu gibi hadiselerle çok karşılaşmıştık.

"-Hangi köydensiniz?"

"-Elmacık Köyü'nden."

Hemen atlardan indik, kıyafetlerimizi değiştirdik. Ben eski püskü bir elbise giymiştim.

Köye girdiğimiz zaman manzara tüyler ürpertici idi.

Meydanda bir papaz oturuyordu. Etrafında onbeş, onaltı kadar silahlı vardı. Türkleri bir araya getirmişlerdi. Papaz, Hıristiyan kadınlara sordu:

"-Nasıl ceza verelim?"

Kadınlardan biri:

"-Onları iyice bağladıktan sonra bize teslim ediniz, intikamımızı biz alırız" dediler.

Benden şüphe edilmediği için yanlarına kadar yaklaşmıştım.

Papaz, üç Türk'ün bir ağaca bağlanmasını emretti.

Kardeşime yaklaştım:

"-Hali görüyor musunuz?" dedim. "İyi ki gelmişiz, şimdi tabancamı adamların üzerine boşaltacağım."

Kardeşim sert sert yüzüme baktı ve yavaş sesle:

"-Acele etme, sonra işi bozarız" cevabını kulağıma fısıldadı. Ben bekleyecek halde değildim. Heyecanımdan tir tir titriyordum. Oğlum da benim halimden şüphelenmişti. Yanıma yaklaştı O da fısıldadı:

"-Acele etme ana!"

Düşmanın rengi küle döndü...

Ağaçlara bağlananların az sonra can vereceklerini anlayan köylüler ağlaşmaya, feryad etmeye başlamışlardı.

Ne olursa olsun fazla sabredemeyecektim. Tabancamı çektim ve:

"-Teslim olun!" diye haykırdım.

TabiŒ adamlarım da silahlarını çekmişlerdi. Bu beklenmeyen hal, düşmanı öylesine şaşırtmıştı ki... Hemen ağaçlara bağlananların iplerini çözdürdüm ve silahlı düşmanların silahlarını aldırdıktan sonra onları bağlattım. Papaza dönerek:

"-Haydi" dedim, "şimdi siz ölümlerden ölüm beğenin."

Hepsinin de rengi kül gibi olmuştu. Titriyorlardı. Oracıkta düşüp öleceklerdi.

Adamlarıma döndüm:

"-Hepsini Halid Bey'e götürünüz" dedim, "cezalarını o verecektir."

İzmit'e döndüğümüz zaman Süvari Livası Hacı Arif Bey bu muvaffakiyetimizden dolayı bizim için büyük bir merasim hazırlamıştı. Köylüler, coşkun tezahürat yapıyordu. Fakat bu muvaffakiyet ile birlikte beni sükut u hayale garkeden bir mesele hasıl oldu. Meğer "Kara Fatma tehlikeden sakınmıyor, başımıza bir iş açar" diye beni, geri hizmetlere almaya karar vermişler.

Kıyameti kopardım. Halid Bey:

"-Bilmiyorum Fatma Hanım" dedi, "ölümden korkmuyorsun, fakat ya şehid olmaz da esir düşersen ne olur?.. Bizimkilerin maneviyatı bozulur, düşmanın maneviyatı kuvvetlenir. Sen hiçbir tehlikeden kaçmıyorsun. Ya, Elmacık Köyü'ndeki düşman kuvvetli olsaydı da sizi esir etseydi?.."

O zaman kim tehlikeyi düşünüyordu... Bundan sonra ihtiyatlı olacağımı vadederek vazifeme devam ettim."
Digg this Post!Add Post to del.icio.usFurl this Post!Facebookta paylaş!!Google'da PaylaşYahoo'da PaylaşLive'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla

 

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kara Şimşek Resimleri PoYRaZ Knight Rider ( Kara Şimşek 2008 ) 1 06-11-2008 08:51
Sigaranın Kara Tarihi SEDAM Sağlık Gündemi 0 25-04-2008 15:41
Köroğlu-vcd-1968 Cüneyt Arkın Fatma Girik XiLoNeN Yerli Film (Download) 0 10-03-2008 22:08
Fatma Ninenin Günlügü :) Nur Yazılar 0 21-02-2008 19:02


WEZ Format +3. Şuan Saat: 00:42.

Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Yahoo bot last visit powered by MyPagerank.Net Powered by  MyPagerank.Net Join 4Shared Now! Msn bot last visit powered by MyPagerank.Net

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192