
|
||||||
| Bu Bölümlerimizi İncelediniz mi ?: |
Şimdi ÜCRETSİZ Üye Ol!
|
Iran Edebiyati
Dünya Dilleri ve Edebiyatı
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#1 | |||
|
BeLaLiM
![]() 26 Oca 2008
anacanlar diyarindan
:
![]() Yaş: 23
Ettiği Teşekkür: 650
493 Mesajına 731 Kere Teşekkür Edlidi
Tepki Sayısı: 1
1 Mesajına 1 Kere Tepki Gösterildi Tecrübe Puanı: 5661
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() |
İran Edebiyatı, İranlıların konuştuğu dil olan Farsça ile oluşmuş bir edebiyattır. En önemli temsilcileri,Firdevsi,Sohrab Sepehri, Füruğ Ferruhzad ve Ömer Hayyam'dır. 1960 öncesine kadar aruz ölçüleriyle yazılan şiir, yerini çağdaş fars edebiyatına bırakmıştır.
İran (Farsça: ایران), resmi adı İran İslam Cumhuriyeti (Farsça:جمهوری اسلامی ایران) Güneybatı Asya'da ülke. Türkiye, Azerbaycan, Ermenistan, Irak, Pakistan, Afganistan ve Türkmenistan ile kara sınırına sahiptir. Başkenti Tahran'dır. Başlıca Kentleri Tahran (13 milyon), Meşhed (2.9 milyon), İsfahan (2.2 milyon), Tebriz (2.1 milyon), Şiraz (2 milyon), Urumiye (1.3 milyon) ![]() TAHRAN ![]() Firdevsî, 934-1020 ![]() İranlı şair. İran'ın Homeros 'u diye tanımlayabileceğimiz, Akıllı bir adam, senin düşmanın bile olsa, cahil bir dosttan iyidir... Bilgili olan güçlü olur... Dünya, baştan başa aslı olmayan bir masaldan başka bir şey değildir... sözlerinin sahibi epik yazar Firdevsi İran edebiyatının ve belki de dünyanın en büyük hamasi şairlerinden biri olarak kabül edilir.Firdevsî İran edebiyatının da en güçlü şairlerindendir. Dünya edebiyatı içinde de eserleriyle saygın bir yeri vardır. Firdevsi (Ebülkasım Mansur Bin Hasan Firdevsi) (d. 934 Tus, - ö. 1020, Tus). İranlı şair.Başlıca yapıtı Şehname yi (60000 beyitten oluşur; ilk insandan 3. Yezdgerd dönemine kadar İran tarihi anlatır) tamamlayınca 1010 yılında Gazneli Mahmut'a sunan Firdevsi, bağlanan aylığı az bulduğu için sultanı ağır biçimde hicvedince, Gazze'den göçmek zorunda kaldı. Bir süre Herat'ta ve Taberistan emiri Şehriyar'ın yanında kaldıktan sonra, Tus'a dönerek orada öldü.Firdevsi nin soyca bir Dihkan ailesinden olduğu söylenir.Doğum yılı kesin olarak bilinmemektedir.Firdevsi'nin Şahname adlı eseri vardır Tarihsel olaylara, eski destanlara olan ilgisi onu şehname'yi yazmaya yöneltti.Açıklamalar: Gazneli Mahmut (d. 2 Ekim 971 - ö. 30 Nisan 1030)(Farsça Yemin el-Devlet Mahmut)(Tam ismi: Yemin el-Devlet Abdülkasım Mahmut ibn Sebük Tigin ), 997-1030 yılları arasında Gazne Devleti nin hükümdarıydı. Gazneliler Devletinin kurucusu babası Sebük Tekin'dir.Eseri: Şehname,( Firdevsi'nin eski İran efsaneleri üzerine kurulu manzum destanıdır. İran edebiyatının en büyük eserlerinden biri olarak kabul edilir.) Şehname Hakkında: Şahname, İran topraklarına düşkün ve yorgun düşmüşleri gölgesinde serinleten eski bir milletin soy kütüğü gibidir. Bu gölgede ne pehlivanlar yetişmiş ve onun esrarengiz hikayelerinde yaşamıştır. Yarattığı büyük hamasiyle İran ve İslam kültürünü en iyi şekilde yansıtmış olan Firdevsi, İranlıların nasıl ilahi mesajı kabul edecek müsait bir camia olduğunu ve bu ilahi dini kabullendiklerini göstermiştir. İranlıların İslamın ilk yıllarından beri bu ilahi dinin yayılması için canı gönülden çalışmışlardır. Bu yüzden Şahname’yi sadece şairlik ve edebiyat açısından değerlendirmek yeterli olmaz. Manzum hikayelerin yanı sıra Şahname, beyit beyit, harf harf eski bir milletin arzularını, hayallerini ve yaşamını dillendiren soyname gibidir. Büyük şair Firdevsi H. 370-71 yılında Şahname’yi yazmaya başlamıştır. Yaklaşık 35 yıl bu büyük hamasinin tamamlanması için uğraşmış ve bu yolda çok cefalar çekmiştir. Daha doğrusu Firdevsi, bütün benliğini, varlığını bu işe vakfetmiştir. Bu büyük şair H. 411 yılında vefat etmiş ve Tus şehrinde kendi bağı içinde toprağa verilmiştir. Hayatının nasıl geçtiğini tam olarak bilmediğimiz Firdevsi’nin belki de şerh-i halini kaleme aldığı ölüm karşısında mana bulan Şahname pehlivanlarının yaşamında aramak gerekir. Şahname 60000 beyitten oluşan büyük bir manzumedir ve mitoloji, pehlivanlık ve tarihi üç bölümden oluşmaktadır. Bu eserin en önemli kaynağı olarak öncelikle Ebu Mansuri’yi söyleyebiliriz. Ayrıca Azadserv adında şahsın Rüstem ve Gerşasp hanedanı hakkında rivayetleri ve Firdevsi’nin bizzat kendisinin insanlardan dinlediği hikayeler de Şahname’nin kaynaklarıdır. Şahname’deki masalları, hikayeleri sadece zahiri yapısıyla değerlendiremeyiz. Zira mitoloji, masallar birçok oluşumun gerçeklerini bize yansıtan belki de ilk kaynaklardır. Bu masalların dili de sembolik ve rumuzludur. Buna dikkat edilmezse bu masallar basit birer hikayeye indirgenmiş olur. Şahname iyi ve kötünün savaşımının rivayetidir. Siyavuş’un Sovdabe’nin hileleri sonucu ölümü, Feridun ve Kave’nin zalim Dehak ile savaşı, Menuçehr’in kini … bütün bunlar bu iyi-kötü savaşımını anlatmaktadır. Firdevsi ise hep iyinin yanında yer alan bir ermiş gibidir. Şahname bir de devamlığı güzelliği ve azametinden dolayı düşmanları kendine çeken İran’ın pehlivanların onu hep savunmaya hazır olmalarını istemesini anlatmaktadır. Bu ruhiyeyle yetişen İranlıların vatan sevgisi ve bu uğurda fedakarlıkları Şahname’de mücessem olmuştur. Firdevsi’nin Şahname’si şiiriyle edebiyatıyla ve kullandığı edebi sanatlarıyla dün de bir şaheser olduğu gibi bugünde bir eşsiz kaynak olarak karşımızda durmaktadır. İçinde barındırdığı duygu, düşünce ve kültür bütün insanlığı kucaklamaya hazırdır. Netten bir yorum Firdevsî, İlkçağ İran düşüncesini ve inançlarını savunmuş, Arapları ağır dille yermiştir. 1010 yılında Horasan’ın Türk hükümdarı Gazneli Mahmut’a sunduğu, 60.000. (öyle olduğu tahmin ediliyor-orijinal eser asla bulunamamış) beyitlik Farsça mesnevisinde, İran mitolojisini yüceltmiş(unutulmaması gereken konu şahnamenin kaynaklarından birinin Avesta ve zerdüşt mitolojisi olduğudur ), Arapları ise aşağılamıştır. Firdevsî Şahnamede: “ Bir zamanlar çölde deve sütü ve kertenkele etiyle geçinen Araplar işi o kadar azıttılar ki, Key’lerin ( eski Fars hükümdarları Keykubat, Keykavus, Keyhusrev v.b.) taçlarını istemeye başladılar. Tuu senin yüzüne kahbe felek tuu!’’ demektedir.Türk hükümdarı Gazneli Mahmut, İran mitolojisi kahramanları Zal’ı, Zaloğlu Rüstem’i, Saka Türkü kağanı Alp Er Tunga’ya (Efrasyab) karşı savaşlarındaki başarılarından dolayı öven Şehname’yi ödüllendirmiş ve sarayının duvarlarına işletmiştir. Gazneli Mahmut ve kendisinden sonra hükümdar olan oğlu Mes’ut Türkçe konuşuyorlardıysalar da –Firdevsî’nin Farsça’yı işleyip geliştirme çabalarını destekleyecek ölçüde anadillerinin bilincinden yoksun olduklarından- kurdukları devlet daha sonra Farslaşmıştır. Sonradan kurulan Türk devletlerinde , bu arada Osmanlı’da, Zaloğlu Rüstem bizim ulusal kahramanımız gibi tanıtılmış, buna karşılık Türk kahramanı Alp Er Tunga (Tonga) unutulmuştur. Zaloğlu Rüstem’in Alp Er Tunga’yı hile ile yakalatmasının anısı olarak dilimizde “Tongaya düşmek’’ deyimi kalmıştır. Osmanlı divan şairleri, kendi ulusal destanımızmış gibi Şehname’den etkilenmişlerdir.) ![]() DÜNYA MEDENİYETİNDE TÜRKLER'İN PAYI ŞEHNÂME'DEN SEÇMELER 930'larda doğmuş, büyük TÜRK Hakanı GAZNELİ MAHMUD ile tanışmış, onun desteği ile TÜRK düşmanlığı yapan eseri Şehnâme'yi kaleme almış olan Firdevsi; bilgili bir zattır. Farsça, Pehlevice ve Arapça bilir. Müslümandır ama, geçmişe özlem duyar. Bu yüzden Fars hükümdarlarının dillerde dolaşan ve başkaları tarafından kaleme alınmış destanlarını toplamış, birleştirmiştir. En önemlisi bunu şiirle yapmış olmasıdır. Böylece ortaya 55.000 beyitlik muazzam bir eser çıkmıştır. Yalnız eserin bu boyuta ulaşmasında, şairin savaş hikâyelerini, mecazlarını birbirine benzer şekilde tekrarlamasının rolü büyüktür. İran'ı yeryüzündeki her şeyden üstün tutan ve bu suretle zamanımıza kadar yansıyan bir İran milli ruhu yaratan Firdevsi, bu tutumuyla övgüye lâyıktır. Bütün edebiyatçılarımız tarafından örnek alınmalıdır... Onunla boy ölçüşebilecek bir tek TÜRK şairi vardır, o da ALİ ŞİR NEVAİ'dir.(1441-1500) Hükümdar ve Hükümdarlık (Padişah ve Padişahlık) Firdevsi’nin Şehnâmesi’nde padişahı ve padişahlığı yönetimin vazgeçilmez unsuru olarak görürüz. Firdevsi, hükümdarları sadece ülkeyi yöneten kişiler olarak değil aynı zamanda birer lider, önder ve rehber olarak da gösteriyor. İnsanca yaşamayı, giymeyi, yemek pişirmeyi, demirciliği, bina yapmayı, savaş silahları üretmeyi, toprağı işlemeyi topluma hükümdarlar öğretiyor. Hükümdarlar da yalancı dünyaya sahip olmak istiyorlar, ancak herkes gibi onlar da sahip olamıyor(lar). Firdevsi bunu çok sık tekrarlıyor eserinde. Zira dünya saltanatı geçici olduğundan hükümdarların hırsa kapılmamaları gerekiyor. Şehnâme’deki hükümdarlar (iyi ve kötü/düşman) belli nitelikleriyle ön plâna çıkarlar. Şehnâme’deki hükümdarların şu nitelikleri önemlidir: • Hükümdar adil oluyor: "Adaletli olmaktan başka bir düşünce olmasın." • Hükümdar bağışlarda bulunuyor: Halkın refah ve mutluluğu için bağışlar yapıyor. Eğer böyle yaparsa Allah hükümdara daha çok yardım ediyor, onun işlerini kolaylaştırıyor. • İyi bir hükümdar aynı zamanda Allah’a iyi bir kul ve dindar oluyor: "Allah’ın dininden ayrılmamaya dikkat et. Çünkü din, insanda iyi düşünceler oluşturur." • Yalan söylememeli: "Yalan söylemek de bir padişaha yakışmaz." • "Konuşması güzel, yüreği aydın, yaratılışı temiz, her mecliste övülmeye değer" biri oluyor. • Hırs hükümdarlar için kötü görülüyor, ya da kötü hükümdarların özellikleri olarak veriliyor. İyi bir hükümdar eğer gururlanmaya başlarsa, bu talihinin ters döneceğine işaret ediyor. Hükümdarları bekleyen en büyük tehlike de bu: Zira bu Allah’a eş koşmaya kadar varabiliyor, bu durumdaki bir hükümdar büyüklük hissine kapılınca herkesin kendisine tapmasını isteyebiliyor, bu durumda da hükümdarın gücü bitiyor. Firdevsi bunu şöyle özetliyor: "Allah’a karşı benlik davasına kalkışınca her şeyi yıkıldı, her işi alt üst oldu." . Hükümdarın en önemli görevi dünyayı kötülüklerden temizlemek, iyiliği yaymak. • Dünyaya adaleti yaymak. Adaletin karşıtı olan zulmü de ortadan kaldırmak. • Hatta hükümdarlara, insanların ruhunu temizleme, kötülere kötülükten el çektirme, nurlandırma gibi görevler de veriliyor. Allah Klâsik Şark-İslâm düşünce sistemine uygun olarak Şehnâme, akıl ve canı yaratan Allah adıyla başlıyor ve O’na övgü ile devam ediyor. Allah her şeyin üstünde görülüyor ve düşünülüyor. Zaten düşünce de O’nu kavrayamıyor. Allah her şeye gücünün yetmesi bakımından, önemli bir yardım kaynağı. Toplum iyilik ve adalet üzere olduğu, ya da hükümdarlar iyi ve güzel işler yaptıkları zaman Allah yardımı alıyorlar. Gururlanma, büyüklenme ve nankörlük etme gibi, Allah’ın hoş görmeyeceği duygulara kapılınca da hükümdarlardan bu yardımlar kesiliyor. İyiliğin kaynağı olarak Allah gösteriliyor: "Ey şu gökleri döndüren, ey aklın ve sevginin Sahibi! Yeryüzünde bütün iyilikler Senden gelir!" Hükümdarlığın simgesi olan taç ve taht da yine Allah’ın sayesinde yükseliyor. Şehnâme’de dönemin felsefesine uygun olarak Firdevsi’nin de Allah inancı ile ilgili bir tercih yaptığını görüyoruz. Bu tercih, dönemin düşünce sisteminde hangi konuların tartışıldığını göstermesi bakımından önemlidir: Ey her zaman bilgiden dem vuran filozof! Ben senin ‘git’ dediğin yoldan gitmem. Allah’ı bir tanımaktan iyi bir inanış yoktur. Sen ister inan, ister inanma. Allah birdir, iyiliği yaratan Allah, senin gözünle gördüğün, aklınla düşündüğün ve yüreğinle duyduğun her şeyden sıyrılmıştır. İşte bu inanıştan şaşma. "Biz, şu kara topraktan, ta parlak güneşe varıncaya kadar, her yerde Allah’ın adaletinin akislerini görüyoruz." |
|||
İmzam![]() |
|
| Bookmarks |
«
Rus Edebiyati
|
-
»
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Rus Edebiyati | SILA_20 | Dünya Dilleri ve Edebiyatı | 1 | 19-04-2008 18:25 |
| Italyan Edebiyati | SILA_20 | Dünya Dilleri ve Edebiyatı | 0 | 19-04-2008 18:23 |
| Ingiliz Edebiyati | SILA_20 | Dünya Dilleri ve Edebiyatı | 4 | 19-04-2008 18:22 |
| Ispanyol Edebiyati | SILA_20 | Dünya Dilleri ve Edebiyatı | 0 | 19-04-2008 18:18 |
| Iran: "israil Saldirirsa Yeryüzünden Sileriz" | Nur | Arşiv | 0 | 17-04-2008 00:49 |
WEZ Format +3. Şuan Saat: 03:20.













sözlerinin sahibi epik yazar Firdevsi İran edebiyatının ve belki de dünyanın en büyük hamasi şairlerinden biri olarak kabül edilir.Firdevsî İran edebiyatının da en güçlü şairlerindendir. Dünya edebiyatı içinde de eserleriyle saygın bir yeri vardır. Firdevsi (Ebülkasım Mansur Bin Hasan Firdevsi) (d. 934 Tus, - ö. 1020, Tus). İranlı şair.Başlıca yapıtı Şehname yi (60000 beyitten oluşur; ilk insandan 3. Yezdgerd dönemine kadar İran tarihi anlatır) tamamlayınca 1010 yılında Gazneli Mahmut'a sunan Firdevsi, bağlanan aylığı az bulduğu için sultanı ağır biçimde hicvedince, Gazze'den göçmek zorunda kaldı. Bir süre Herat'ta ve Taberistan emiri Şehriyar'ın yanında kaldıktan sonra, Tus'a dönerek orada öldü.Firdevsi nin soyca bir Dihkan ailesinden olduğu söylenir.Doğum yılı kesin olarak bilinmemektedir.Firdevsi'nin Şahname adlı eseri vardır Tarihsel olaylara, eski destanlara olan ilgisi onu şehname'yi yazmaya yöneltti.
), 997-1030 yılları arasında Gazne Devleti nin hükümdarıydı. Gazneliler Devletinin kurucusu babası Sebük Tekin'dir.
Firdevsî, İlkçağ İran düşüncesini ve inançlarını savunmuş, Arapları ağır dille yermiştir. 1010 yılında Horasan’ın Türk hükümdarı Gazneli Mahmut’a sunduğu, 60.000. (öyle olduğu tahmin ediliyor-orijinal eser asla bulunamamış) beyitlik Farsça mesnevisinde, İran mitolojisini yüceltmiş(unutulmaması gereken konu şahnamenin kaynaklarından birinin Avesta ve zerdüşt mitolojisi olduğudur ), Arapları ise aşağılamıştır. Firdevsî Şahnamede: “ Bir zamanlar çölde deve sütü ve kertenkele etiyle geçinen Araplar işi o kadar azıttılar ki, Key’lerin ( eski Fars hükümdarları Keykubat, Keykavus, Keyhusrev v.b.) taçlarını istemeye başladılar. Tuu senin yüzüne kahbe felek tuu!’’ demektedir.
DÜNYA MEDENİYETİNDE

















Normal

