Forum Sevdam
Nickiniz
Şifreniz

Hediyeler    Anasayfa    Gruplar    Etiketler    Blog    Yardım    İletişim
Forumdan En İyi Şekilde Faydalanmak İçin KAYIT Olmanız Gerekmektedir.    

Geri git   Forum Sevdam > Genel Kültür > Edebiyat > Türk Dili ve Edebiyatı

Bu Bölümlerimizi İncelediniz mi ?:

Türkçe Yanardağ'dır,“Türk demek, Türkçe demektir;...

Türk Dili ve Edebiyatı


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 27-04-2008, 02:39   #1
Fs Seveni

23 Nis 2008
:
Ettiği Teşekkür: 17
59 Mesajına 77 Kere Teşekkür Edlidi
Tepki Sayısı: 0
0 Mesajına 0 Kere Tepki Gösterildi
 
Tecrübe Puanı: 40
aquila* is just really niceaquila* is just really niceaquila* is just really niceaquila* is just really nice
 aquila* isimli Üye şimdilik offline konumundadırOffline  



Standart Türkçe Yanardağ'dır,“Türk demek, Türkçe demektir;...


Türkçe Yanardağ'dır, “Türk demek, Türkçe demektir; ne mutlu Türk’üm diyene!


Dil bilinç, bilinç yaşamdır. Çevremizdeki kişileri, olayları, nesneleri; söz etiketleriyle birbirinden ayırarak adlandırır, üzerlerinde düşünebilme olanağını elde ederiz. Dil; binyıllardır kuşaklardan kuşaklara akıp gelerek gelişen sözel DNA’dır. Dil; organik beden’i düşünen konuşan insan; toplumu ulus yapan sihir’dir.

Atatürk ne güzel açıklar bu gerçeği... “Türk demek, Türkçe demektir; ne mutlu Türk’üm diyene!” (Türk=Türkçe) Denklemini sıfırlamak, Türk’ü bulanık suda balık gibi avlamak isteyenler; bunu tarihimizde iki kez denemişler, iki kez yenilmişlerdir. Üçüncü kez deneyenler, aynı nedenle yenileceklerdir.

Nedir bu neden? Türk’ün Türkçe, Türkçe’nin Türk olmasıdır... Türk ulusu gibi, Türk dilinin de ele avuca sığmamasıdır. Gerektiğinde, yanardağ gibi bilinçaltını bilincine fışkırtabilmesidir. Böyle olmasaydı, ne Türk kalırdı ne de Türkçe.

Türkçe yanardağının bilebildiğimiz ilk patlamasının tanığı, Göktürk yazıtlarıdır. Türk soylu’larının, kabuğunu beğenmez kestaneler olabildiklerine tarih tanıktır. Çocuklarına Çince adlar veren, onlarla Çince konuşan, Çin yaşam biçimi ve geleneklerini benimseyen bu soysuzlar başarılı olabilselerdi; biz bugün Çindeydik, Çinliydik.

Türk ulusunun bilinçaltından gelen bir patlama; köklerinden kopmuş bu eğrelti otlarını, lavlarının önüne katarak tarihe gömüverdi. Dindaşlığın yeşil ışığıyla dilimize dolan Arapçalar Farsçalar; Cumhuriyetimizin dipten gelen Türk ve Türkçe lavlarının önünde etkinliğini yitirdi. Üçüncü saldırgan, İngilizce, Fransızca, aynı nedenle yenilecek, kuşkunuz olmasın.

Çünkü Türkçe; sayısız kökleri, her kökü eylemleştirebilmesi, her kökten sayısız söz türetebilmesi ile ele avuca sığmaz bir dil. Binicisini bekleyen kısrak gibi. Ne var ki, salt bunu söylemek yetmez. “Lâfla pilav pişerse, deniz kadar yağ benden.” der bir atasözümüz. Ne yazık ki, Türk dili kısrağını çalıştıracak yeterli binicisi, onu işleyecek dil kuyumcusu yok Türkçemizin.

Ziya Gökalp Türkçe kuyumculuğunun kuralını koydu:

Yap yaşayan Türkçe´den
Türkçe´yi incitmeden
İstanbulun Türkçesi
Zevkine olsun giden


Kaç ozanımız, kaç yazarımız Türkçe’yi geliştirdi, işledi? Çok az! Aydın denilenlerimiz başka dillerin kölesiyken; halkımız kendi dilinin efendisi oldu. Çünkü halk kendi dilinden başka dil bilmez, onunla sınırlıdır. Zora geldimi hemen türetir: Gecekondu, buzdolabı, dolmuş, çekyat, vb.

Yunus Emre, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal gibi halk’a uyumlu aydınlar; Türkçe’yi işleyip geliştirirken, kestaneler dili çıkmaza sokar; kısırlaştırır, yozlaştırırlar. Bilmezliklerinden değil, Türkçe’yi önemsemezliklerinden yaparlar. Örnek mi?

TDK Sözlüğü, baskı yılı 1983: Burada “Söz; Bir ya da birkaç heceden oluşan ve anlamı olan ses birliği, sözcük, kelime” olarak anlamlandırılıyor. İyi, iyi de; söz en az bir heceden oluşurken; 1 heceli söz’den daha küçük ya da sıfır heceli, yani sözsüz kelime hangi dilde vardır?

Arabın kelime’sini söz ile karşılamışken; ayrıca sözcük’e ne gerek var? Arapça “Kelime” Türk dilinde yadırganıyorsa; TDK olarak, Sözlük’ünde belirlediğin gibi onu “Söz” ile karşılayarak Türkçe konuşanlar ortamına önerirsin. Sonuç üçün biri değil, üçünden biridir:

1) Kelime gider, söz kalır.
2) Söz gider, kelime kalır.
3) Her ikisi kardeş kardeş yaşarlar.

Dilde ırkçılık, yersiz gereksiz. Sözlerin Türkçe uyruğuna alınmaları, Türk
Diline uyum sağlamaları, Türkçe’yi zenginleştirir nitelikte olmaları, Türkçeleşmeleri için yeterlidir.

Yabancı dillerden dilimize giren sözlerin o dillerdeki anlamlarını, dilimize oldukları gibi taşırsak; onları sırtımızdan silkip atmamız ya da onlarla dilimizi zenginleştirmemiz kolaylaşır. Yeter ki, içeriğini bilmez söz hamalı olmayalım.

Örnek mi? Fransızca’dan gezgin gelerek Türkçemize yerleşen otomobil sözünün Fransızca’daki anlamı “Kendi giden”dir. Otomobil sözüne Fransızca’nın içinden bakarsak ne diyor Fransız? “Pierre kendi gideni ile geldi”. Gülünç değil mi? Nerede kaldı otomobil sözünün sihri, büyüsü? Yine de silkip atmışız sırtımızdan: “Ahmet arabası ile geldi” diyoruz.

TDK’mız, “Podyum” yerine “Çıkmalık” önermiş. “Çıkmalıkların başarılı mankeni Canan Mutluer iş kadını oldu.” örneğini vermiş (REF: Bizim Gazete, 15 Mayıs 2002). Podyum; Fransızca podium, Yunanca podion’dan dilimize girmiş. Söze Yunanca’dan bakıldığında, -küçük ayak- anlamında. Gülünç. Mankenler ayaklarının ne kadar küçük olduğunu göstermek için çıkmıyorlar oraya. Sıkmalık portakalı çağrıştıran çıkmalık, yerine oturmamış. Haydi dil kuyumcuları, Türk dili TDK tekeline bırakılmayacak kadar önemlidir. Soru şu: Podyum’un Türkçesi, Türk dilinde tanımı kopye çekmeden ne olabilir?

Ses zenginliğinde Türkçe 1. sırada. 2. sırada İngilizce, Fransızca yer alıyor. 3. sırada Almanca var. Ezgisel (Melodik) olma açısından Türkçe’yi Fransızca izliyor... Fransızca’nın melodisi, sözel yapısının özelliğinden değil; seslerin genizden çıkarılmasından kaynaklanıyor. Türkçe’nin müzikalitesi yüksek! Neredesiniz dil bestecileri? Türkçe’nin ses zenginliğinden, sayısız köklerinden yeni ses, yeni kavram türeticileri, neredesiniz?

Türkçemizde, eylem köklerine getirilebilen eklerle pek çok söz türetilebilmektedir. Örneklersek: (+n) eki, eylem köklerinden ad kurar. Sessizle biten eylem kökleri; (+ı, +i, +u, +ü) ile seslendirilerek, sözgelişi, basmak’tan; (Bas+ı+n = Basın), yazmak’tan (Yaz+ı+n = Yazın), sormak’tan (Sor+u+n) sözleri TDK görevlilerince türetilmiştir.

Bu sözler konuşma dilinde vurgu ile ayrımlandırılabilirlerken, yazı dilinde buyruklarla karıştırılabilmektedir: Basın (Nereye basalım?), Yazın (Ne yazalım? Yoksa geçen yaz’dan mı söz ettiniz?), Sorun (Ne soralım? Kime soralım?) sorularını akla getirebilmektedirler. Gökalp, “Türkçe’yi incitmeden” derken karmaşaya neden olan bu tür iki yönlülüğü de, öngörmemiş olmalıdır. Bu kavramlar; başka kökler, başka eklerle karşılanamaz mıydı?

Bir başka karmaşa, konuşma dilinde vurgu ile giderilirken, yazı dilinde varlığını sürdürebilmektedir: “Yazılım iyi” yazarsak, yazılı sınavın mı, yoksa bilgisayar yazılımının mı iyi olduğu anlaşılamaz. Yazılı sınavdan söz ediliyorsa, “Yazılı’m iyi” yazılmalıdır.

TDK memurları, “Benimsemek” sözünü maydanoz olarak kullandırırken, Türkçemizin nasıl kısırlaştırılabileceğini de örneklemektedirler. Ancak “Ben”, “Ben+im+seyebilirim”. Sen benimseyemez, seninseyebilirsin ancak. O; onunsayabilir. Biz; bizimseyebiliriz. Siz; sizinseyebilirsiniz. Onlar; onlarınsayabilirler ancak, benimseyemezler. Çünkü onlar. Ben değildirler.

Ne mutlu Türkçe’yim diyene.


NOT: Bu yazı önce Türkiye Gazeteciler Cemiyeti´nin yayın organı BİZİM GAZETE´de yayınlanmıştır.





Erol ERDOĞMUŞ: 1 Şubat 1933
Tirebolu/Giresun doğumlu, İÜ İletişim Fakültesi mezunu (Master), Eğitim Merkezi ve vakıf müdürlükleri yaptı. 1979 Spor-Toto Çocuk yılı Masal yarışması, 1986 Oluşum dergisi "Gençliğe Nasıl Eğitim Verebiliriz?" ve 1987 Milli Prodüktivite Merkezi "Az Gelişmiş Ülkelerde Prodüktivite" yarışmalarında mansiyonlar kazandı. 1978´de Redhouse yayınevince "Ağaçlar Kaçamaz" adlı biyografi çevirisi yayınlandı. Ayrıca 1.000´e yakın makalenin de yazarı.
İmzamDisplay Signature
Digg this Post!Add Post to del.icio.usFurl this Post!Facebookta paylaş!!Google'da PaylaşYahoo'da PaylaşLive'da Paylaş!
Alıntı ile Cevapla

 

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dinde kolaylık var ne demek FeYeZaN Dini Paylaşım 0 03-06-2008 06:41
Nefis terbiyesi ne demektir? FeYeZaN İlmihal Bilgileri 3 17-05-2008 13:33
Ahiret Ne Demektir? HayaLim İlmihal Bilgileri 2 31-03-2008 21:08
Seviyorum demek çok mu zor? SILA_20 Evlilik ve Aile Hayatı 7 26-02-2008 13:41
Eyvallah ne demektir? FeYeZaN Dini Paylaşım 0 31-01-2008 00:20


WEZ Format +3. Şuan Saat: 12:19.

Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.

Yahoo bot last visit powered by MyPagerank.Net Powered by  MyPagerank.Net Join 4Shared Now! Msn bot last visit powered by MyPagerank.Net

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192